Sanฤฑ

SANI

hiรง deฤŸiลŸmedi san
sen รถyle
dฤฑลŸtan
gir iรงeri -gรถz gรถz olmuลŸ-

ama yerinmez -รงรผnkรผ kendi yerinde-
ayrฤฑca neden deฤŸiลŸsin konum
sรถyle
yaลŸanฤฑrken hep ortak duyum

eฤŸri bir รงizgi dudak -acฤฑ gรผlรผmseyiลŸ-
her zaman vardฤฑ
yanฤฑltan

hiรงdeฤŸiลŸmedisansenรถyledฤฑลŸtan

Eray Canberk

VarlฤฑฤŸฤฑn bir yรผzeykabuฤŸu vardฤฑr. Zaman, varlฤฑฤŸฤฑn รผzerine durmaksฤฑzฤฑn birikmiลŸ izler ve yankฤฑlarla katmanlaลŸฤฑr. Her darbe, sadece bir temas sayฤฑlmaz; varlฤฑฤŸฤฑn sฤฑnฤฑrlarฤฑnฤฑ yeniden รงizen bir ontolojik mรผdahaledir. Her bakฤฑลŸ, varlฤฑฤŸฤฑn kendi gรถvdesine yรถnelttiฤŸi bir iรง soru gibi iลŸler. YanlฤฑลŸ anlaลŸฤฑlmalar ise varlฤฑฤŸฤฑn kendilik arayฤฑลŸฤฑna รงarpan yankฤฑsฤฑz seslerdir. Tรผm bu yoฤŸunluk, dฤฑลŸa yรถnelmiลŸ bir kabuk รผretir. Bir iskelet, bir zaman tortusu. Bu dฤฑลŸ yapฤฑ, varlฤฑฤŸฤฑn kendini savunmakla kalmayฤฑp kendini yeniden tanฤฑmladฤฑฤŸฤฑ bir sฤฑnฤฑr รงizgisine dรถnรผลŸรผr. DฤฑลŸarฤฑdan bakan gรถz iรงin pรผrรผzsรผz, yekpare ve deฤŸiลŸime mรผhรผrlรผ gรถrรผnen bir cephe. Bu, bir yanฤฑlsama zฤฑrhฤฑdฤฑr; kasฤฑtlฤฑ bir sadelik, bilinรงli bir matlฤฑktฤฑr. KarลŸฤฑdakine ve belki de ondan daha รงok kendimize tekrarladฤฑฤŸฤฑmฤฑz bir telkinle, โ€œhiรง deฤŸiลŸmedi sanโ€ sรผreรงdalgasฤฑ ile katฤฑlaลŸtฤฑrฤฑlฤฑr. Bu yรผzey bir davetsizlik, bir duvardฤฑr. Onun gรถrevi yansฤฑtmak, iรงeriye dair hiรงbir iz vermeden gelen ฤฑลŸฤฑฤŸฤฑ olduฤŸu gibi geri gรถndermektir. DeฤŸiลŸimin ve akฤฑลŸkanlฤฑฤŸฤฑn hรผkรผm sรผrdรผฤŸรผ bir dรผnyada, deฤŸiลŸmezlik iddiasฤฑ en bรผyรผk gizdokudur.

Ama her duvarฤฑn, ne kadar saฤŸฤฑr รถrรผlรผrse รถrรผlsรผn, bir ardฤฑ bulunur. O pรผrรผzsรผz sanฤฑlan cephenin ardฤฑna geรงildiฤŸinde, katฤฑ bir kรผtle deฤŸil, โ€œgรถz gรถz olmuลŸโ€ bir iรงcoฤŸrafya baลŸlar. Bu, bir sรผngerin ya da bir mercanฤฑn yapฤฑsฤฑ gibidir; yaลŸanmฤฑลŸlฤฑฤŸฤฑn iรงeri sฤฑzarak oluลŸturduฤŸu boลŸluklardan, kanallardan, dehlizlerden. Bu, varlฤฑฤŸฤฑn zedelenmeyle deฤŸil, temasla ลŸekillenen iรง mimarisidir. Her iz, bir รงatlak deฤŸil; iรงe doฤŸru aรงฤฑlan bir yankฤฑ yรผzeyidir. Zaman, bu boลŸluklarda kendini yankฤฑlatฤฑr. Her bir gรถzenek, dรผnyayฤฑ iรงeri alฤฑp onu tartan ama asla tam olarak sindirmeyen bir algฤฑ sรผzgecidir. Bu delikli yapฤฑ yerinmez รงรผnkรผ o bir sonuรงtur. VarlฤฑฤŸฤฑn, sayฤฑsฤฑz etkileลŸimin ardฤฑndan โ€œkendi yerindeโ€ bulduฤŸu, dengeye ulaลŸtฤฑฤŸฤฑ รถzgรผn formudur. O tamamlanmฤฑลŸtฤฑr.

Bu iรงsel konumun deฤŸiลŸmesi iรงin bir sebep, bir zorunluluk yoktur. ร‡รผnkรผ onu var eden ลŸey kiลŸisel bir arฤฑza, biricik bir trajedi deฤŸil, var olmanฤฑn kendisinden damฤฑtฤฑlan o ezelรฎ โ€œortak duyumโ€dur. Acฤฑnฤฑn, yitirmenin, anlam arayฤฑลŸฤฑnฤฑn, zamanฤฑn geri dรถndรผrรผlemezliฤŸinin yarattฤฑฤŸฤฑ temel insani frekanslar sabit kaldฤฑkรงa bu frekanslara cevap olarak ลŸekillenmiลŸ iรงcoฤŸrafyanฤฑn da temel yapฤฑsฤฑ deฤŸiลŸmez. โ€œKonumโ€ neden deฤŸiลŸsin ki? Zemin aynฤฑ zemindir. Geriye รงekilmiลŸ sayฤฑlmaz. Oyunun damarฤฑna iลŸleyen ritmini kavramฤฑลŸ bir varlฤฑk, adฤฑm attฤฑฤŸฤฑ noktada artฤฑk durmaz, tartmaz, yerini sorgulamaz. BulunduฤŸu zemin, karar รผrรผnรผnรผn รถtesinde, zamanฤฑn iรงinde รถzรผmsenmiลŸ bir eลŸiktir. Bu hรขl, teslimiyetin รถtesinde varoluลŸla kurulan iรงsel bir anlaลŸmadฤฑr.

Bu iki katman โ€“sert dฤฑลŸ kabuk ve gรถzenekli iรง dรผnyaโ€“ arasฤฑndaki kaรงฤฑnฤฑlmaz gerilim, dฤฑลŸarฤฑya yalnฤฑzca tek bir, neredeyse fark edilemez bir iz bฤฑrakฤฑr: dudaฤŸฤฑn aldฤฑฤŸฤฑ o โ€œeฤŸri รงizgi.โ€ O acฤฑ gรผlรผmseyiลŸ, iรงerideki karmaลŸฤฑk yapฤฑnฤฑn yรผzeye sฤฑzan tek buharฤฑdฤฑr. Ama bu sฤฑzฤฑntฤฑ bile bir yanฤฑltฤฑcฤฑdฤฑr; bir haindir. Bir ipucu verir gibi yapar ama aslฤฑnda zฤฑrhฤฑ daha da saฤŸlamlaลŸtฤฑrฤฑr. ร‡รผnkรผ bakan gรถz, o gรผlรผmsemeyi basit bir duyguya โ€“hรผzรผn, istihza, yorgunlukโ€“ yorarak durumu รงรถzdรผฤŸรผnรผ sanฤฑr. Oysa o eฤŸrilik bir duygunun denemez, bir yapฤฑnฤฑn iลŸaretidir. ฤฐรงerideki binlerce gรถzeneฤŸin toplam basฤฑncฤฑnฤฑn, dฤฑลŸarฤฑdaki tek bir รงizgide kendini ele verme biรงimidir. Bรถylece en derindeki gerรงek, en bariz gรถrรผnen iลŸaretle gizlenmiลŸ olur.

O boลŸluksuz, tek nefeslik tekrar: โ€œhiรงdeฤŸiลŸmedisansenรถyledฤฑลŸtanโ€. Bu, nefes almadan sรถylenen bir kendini koruma bรผyรผsรผdรผr. O acฤฑ gรผlรผmseyiลŸle dฤฑลŸarฤฑ sฤฑzan sฤฑrrฤฑn ardฤฑndan duvarฤฑ alelacele sฤฑvamak, รงatlaฤŸฤฑ kapatmaktฤฑr. Bu, karลŸฤฑdakine sรถylenmiลŸ bir sรถzden รงok, iรงeriye yani o gรถzenekli dรผnyaya yapฤฑlmฤฑลŸ bir uyarฤฑdฤฑr: Sakฤฑn kendini daha fazla aรงma. Bu, kapฤฑnฤฑn sรผrgรผsรผnรผn รงekilme sesidir.

Kara tahta gibi ayakta durur uslanmalarฤฑm
Korkarฤฑm รงฤฑkmaya, korkarฤฑm รงฤฑkmaktan*

Samet Polat

*Bu dizeler, Samet Polatโ€™ฤฑn ลŸiir kitabฤฑna alฤฑnmamฤฑลŸ “YaลŸlambaรง” adlฤฑ ลŸiirinden alฤฑntฤฑdฤฑr.

Bu sitede sunulan metin, fotoฤŸraf ve benzeri tรผm materyaller, yazarฤฑnฤฑn รถzgรผn รงalฤฑลŸmasฤฑ ve mรผlkiyetindedir; bu sebeple sahibinden yazฤฑlฤฑ onay alฤฑnmadan baลŸka bir mecrada bรผtรผnรผyle yayฤฑmlanmasฤฑ veya kullanฤฑlmasฤฑ mรผmkรผn deฤŸildir. ฤฐรงeriklerden bir bรถlรผmรผn alฤฑntฤฑlanmasฤฑ ise yalnฤฑzca, kaynaฤŸฤฑn aรงฤฑkรงa belirtilmesi ve orijinal sayfaya aktif bir internet baฤŸlantฤฑsฤฑ (link) verilmesi koลŸuluyla mรผmkรผndรผr. Kaynak gรถsterilmeksizin yapฤฑlan her tรผrlรผ alฤฑntฤฑ, izinsiz kullanฤฑm olarak kabul edilir ve yapฤฑlan alฤฑntฤฑlarฤฑn eserin bรผtรผnรผnรผn yerini tutacak kapsamda olmamasฤฑna dikkat edilmelidir.

Edebiyatฤฑn Katmanlarฤฑnda: ลžiir, Kurmaca ve DรผลŸรผnsel ฤฐzler

Satฤฑn Almak ฤฐรงin:


Edebiyatฤฑn Katmanlarฤฑnda: ลžiir, Kurmaca ve DรผลŸรผnsel ฤฐzler

Academia: https://www.academia.edu/resource/work/129986800

Anlam-Denge EtkileลŸim Modeli (ADEM)

Samet Polatโ€™ฤฑn Anlam-Denge EtkileลŸim Modeli (ADEM) – Sรผreรง Tablosu

Edebiyat TarihรงiliฤŸinde Usรปlรผn Gรถrevleri ve Zorluklarฤฑ


ย ย ย ย ย ย  Gustave Lanson gibi Faruk Kadri TimurtaลŸ ve Mehmet Kaplan da edebiyat tarihรงisinin sadece bรผyรผk ve tanฤฑnmฤฑลŸ isimleri deฤŸil, tรผm yazarlarฤฑ ve yazarlarฤฑn eserlerini tespit ederek inceleme yapmasฤฑ gerektiฤŸini sรถyler. Mehmet Kaplan ayrฤฑca Tanzimatโ€™tan sonra dergi ve gazete รงevresinde geliลŸim gรถsteren Tรผrk edebiyatฤฑnda kitap hรขline gelmemiลŸ metinlerin รถzellikle incelenmeden edebiyat tarihi yazฤฑlmasฤฑnฤฑn eksiklik ve yรผzeysel olduฤŸunu vurgular. Lanson gibi Fuat Kรถprรผlรผ de edebiyat tarihi araลŸtฤฑrmalarฤฑnฤฑn birincil odak noktasฤฑnฤฑn ลŸรขheserler olduฤŸunu dรผลŸรผnerek herhangi bir tarihte ลŸรขheser olarak adlandฤฑrฤฑlmฤฑลŸ tรผm eserlerin gรผnรผmรผzde bu รถzelliฤŸini kaybetse dahi merkez olarak kabul edilmesi gerektiฤŸini savunur. Ali Nihat Tarlan, dikkate alฤฑnmasฤฑ gereken ilk hususun eser olduฤŸunu ve eserlerin ait olduฤŸu dรถnemin hareketleri baฤŸlamฤฑnda deฤŸerlendirilmesini sรถylerken Fuat Kรถprรผlรผ, bunun yanฤฑ sฤฑra metinlerin รถzรผmsenip dรถneminden ayrฤฑlan รถzgรผn taraflarฤฑnฤฑn ortaya รงฤฑkarฤฑlmasฤฑnฤฑ da รถnemser. Metinlerin รถzel ve orijinal รถzelliklerini belirlemek konusunda Lanson gibi dรผลŸรผnen Kรถprรผlรผ, edebiyat tarihinin tรผrler ve cemiyetler aรงฤฑsฤฑndan kฤฑyaslamalar yapฤฑlarak tasnif edilmesini savunur. Vasfi Mahir Kocatรผrk ise tasnif etme konusunu kronolojik ลŸekilde ele alarak Tรผrk Edebiyatฤฑ tarihinin sadece Osmanlฤฑ edebiyatฤฑndan meydana geldiฤŸi yanฤฑlgฤฑsฤฑnฤฑ belirtir ve Tรผrk tarihinin baลŸlangฤฑcฤฑndan MรผslรผmanlaลŸmaya kadarki dรถnemin de sฤฑnฤฑflandฤฑrma yaparken gรถz รถnรผne alฤฑnmasฤฑnฤฑ ifade eder. Vasfi Mahir Kocatรผrk gibi ร–mer Faruk Akรผn de Tรผrk edebiyatฤฑ tarihini sฤฑnฤฑflandฤฑrma konusunda โ€œTanzimat edebiyatฤฑโ€ adlandฤฑrmasฤฑnฤฑ yanlฤฑลŸ ve isabetsiz bularak bu yanlฤฑลŸ tanฤฑmlamanฤฑn aslฤฑnda edebiyatta yenileลŸme ve batฤฑlฤฑlaลŸma anlamฤฑnda asฤฑlsฤฑz bir biรงimde kullanฤฑldฤฑฤŸฤฑnฤฑ dรผลŸรผnรผr.


       Hippolyte Taine gibi ลžerif AktaลŸ da edebiyat tarihini medeniyet tarihinin bir parรงasฤฑ olarak gรถrรผr ve ลžerif AktaลŸ, coฤŸrafyadan baฤŸฤฑmsฤฑz bahsedilemeyen edebiyat tarihinin daฤŸฤฑnฤฑk bir gรถrรผntรผye sebep olduฤŸunu ve dilin ilerleyiลŸi รถzelinde bรผtรผncรผl bir bakฤฑลŸ aรงฤฑsฤฑyla inceleme yapmaktan mahrum olunduฤŸunu ifade ederken Faruk Kadri TimurtaลŸ da edebiyat tarihinin bir milletin baลŸlangฤฑรงtan gรผnรผmรผze kadar oluลŸumunu siyasรฎ, toplumsal ลŸartlarla bรผtรผnlรผklรผ olarak ve estetik deฤŸerini belirleyerek yazฤฑlabileceฤŸini sรถyler. Bununla birlikte Mehmet Kaplan, edebiyat tarihini sosyal, politik, ekonomik ve kรผltรผrel bir dรผzleme oturtmanฤฑn bugรผn daha da zorlaลŸtฤฑฤŸฤฑnฤฑ dรผลŸรผnerek bu alandaki gerรงeklerin araลŸtฤฑrma yapanlarฤฑn bakฤฑลŸ aรงฤฑlarฤฑna gรถre ลŸekillendiฤŸini sรถyler ve bu gerรงeklerin baลŸka yรถnlere kayarak deฤŸiลŸebildiฤŸini ifade eder.ย  Faruk K. TimurtaลŸ ve Muhsin Ziya, bir edebiyat tarihรงisinin yazarlarฤฑn, eserlerin ve dรถnemlerin tahlilini yapฤฑp biyografik malzemeleri elde ettikten sonra edebiyat tarihini oluลŸturabileceฤŸini belirtir ve Muhsin Ziya, รผstelik yazarlarฤฑn psikolojisinin de bilinmesinin gerekliliฤŸini ileri sรผrer. Taine gibi TimurtaลŸ da edebiyat tarihini genetik ve sosyolojik iliลŸki รผzerine kurarken bunlara ilave olarak estetik ve psikolojik metot olduฤŸunu da belirten TimurtaลŸ, รผstelik gereksinim duyulduฤŸunda tรผm bunlarฤฑn lazฤฑm olan รถzellikleri alฤฑnฤฑp birleลŸtirilerek de bir metot oluลŸturulabileceฤŸini ifade eder. TimurtaลŸ, yazฤฑlฤฑ eserlerin ne kadarฤฑnฤฑn gรผnรผmรผze ulaลŸtฤฑฤŸฤฑnฤฑn tespitinin yapฤฑlmasฤฑnฤฑ รถnemli bulurken Mehmet Kaplan, edebiyatฤฑn sadece yazฤฑlฤฑ edebiyattan meydana gelmediฤŸini ve halk edebiyatฤฑnฤฑn da unutulmamasฤฑ gerektiฤŸini savunarak bu malzemelerin toplanฤฑp incelenmesini รถnerir. Mehmet Kaplanโ€™da olduฤŸu gibi Muhsin Ziya da bu malzemeleri toplayฤฑp inceleyecek edebiyat tarihรงisinin ne kadar รงalฤฑลŸkan olursa olsun bu iลŸi tek baลŸฤฑna yapmasฤฑnฤฑn imkรขnsฤฑz olduฤŸunu belirtir.


ย ย ย ย ย ย  Fuat Kรถprรผlรผ ve Gustave Lanson, yazarlarฤฑn ve eserlerin araลŸtฤฑrฤฑlmasฤฑ iรงin yazarฤฑn yaลŸadฤฑฤŸฤฑ dรถnemin mutlaka incelenmesi gerektiฤŸini sรถylerken ลžerif AktaลŸ ve Ali Nihad Tarlan, รงevresel ve dฤฑลŸsal koลŸullara haddinden fazlaca รถnem verilmesinin edebรฎ olanฤฑ ฤฑskaladฤฑฤŸฤฑnฤฑ savunarak edebiyat tarihi iรงinde coฤŸrafya, tarih, biyografi, psikoloji kฤฑrฤฑntฤฑlarฤฑ gibi edebiyat tarihi dฤฑลŸฤฑnda ne varsa bulunduฤŸunu ve bunlarฤฑn esas konuya baฤŸlanamadฤฑฤŸฤฑnฤฑ dรผลŸรผnรผr.ย  Lanson gibi Kรถprรผlรผ de objektiflik ve sรผbjektiflik รผzerinde durarak edebiyat tarihรงisinin objektif kalmasฤฑnฤฑn zor olduฤŸunu dรผลŸรผnรผr ve Kรถprรผlรผ sรผbjektifliฤŸi reddetmek yerine onu edebรฎ eserlerin anlaลŸฤฑlmasฤฑna yardฤฑmcฤฑ olmasฤฑ bakฤฑmฤฑndan kullanmasฤฑnฤฑ ama bununla birlikte bireysel etkilenmenin tehdidine kapฤฑlmamak iรงin โ€œbilmekโ€ ve โ€œhissetmekโ€ kavramlarฤฑnฤฑ ayrฤฑ tutmasฤฑnฤฑ savunur. Lansonโ€™da olduฤŸu gibi Muhsin Ziya da sรผbjektifliฤŸi empresyonist bir ruh hรขli olarak ifade eder ve Lanson, yazarฤฑn kendi gรถrรผลŸlerini objektiflik uฤŸruna gรถzden kaรงฤฑrmasฤฑnฤฑn hatalฤฑ olduฤŸunu belirtirken Muhsin Ziya, edebiyat tarihรงisinin eserler ve รถzellikle ลŸiir hakkฤฑndaki hรผkรผmlerinin az รงok objektiflikten uzak olabileceฤŸi ama bu gรถrรผลŸlerin iรงinden en doฤŸrusunu seรงmesi gerektiฤŸi ve bunun da zor olduฤŸu gรถrรผลŸรผndedir. Tรผrk edebiyatฤฑ tarihinin รงok geniลŸ bir zaman dilimine ayrฤฑlmasฤฑ ve รผรง lehรงede eserler vermesi konusunda Faruk Kadri TimurtaลŸ gibi dรผลŸรผnen Muhsin Ziya, yirmi asฤฑrlฤฑk bir geรงmiลŸe sahip olup aynฤฑ zamanda geniลŸ bir coฤŸrafyaya yayฤฑlmฤฑลŸ olma รถzelliฤŸi taลŸฤฑyan bir millet iรงin edebiyat tarihi derlemesi yapฤฑlmasฤฑnฤฑn olanaksฤฑz bir hรขle geldiฤŸini dรผลŸรผnรผr.

       ลžerif AktaลŸ ise geniลŸ bir coฤŸrafyada Tรผrklรผk ruhunu yansฤฑtarak var olan Tรผrk dilindeki birliฤŸin ve mantฤฑk aฤŸฤฑnฤฑn รงรถzรผme ulaลŸtฤฑrฤฑlmasฤฑyla doฤŸru metoda yaklaลŸฤฑlabileceฤŸini savunarak bu metodun dฤฑลŸarฤฑdan alฤฑnamayacaฤŸฤฑnฤฑ, Tรผrk tarih ve medeniyetinin bรผtรผnlรผklรผ olarak ele alฤฑnmasฤฑnฤฑ sรถyler. Faruk Kadri TimurtaลŸ gibi Mehmet Kaplan da eski Tรผrk edebiyatฤฑnฤฑn sadece divanlardan ibaret olmadฤฑฤŸฤฑnฤฑ hatta divanlarฤฑn bile tam olarak incelenemediฤŸini vurgulayarak bu kaynaklarฤฑn okunmadan edebiyat tarihi yazฤฑlmasฤฑnฤฑn zorluฤŸuna dikkat รงeker. Edebiyat tarihรงisinin eser meydana getiren yazarฤฑn bireysel รถzgรผnlรผฤŸรผnรผ ortaya koyarken onu iรงinde bulunduฤŸu devrin temsilcisi saymasฤฑnฤฑn bir usรปl gรผรงlรผฤŸรผnรผ meydana getirdiฤŸi konusunda Lanson gibi dรผลŸรผnen Kรถprรผlรผ, orijinal yazarฤฑ โ€œmรผmtaz bir ลŸahsiyetโ€ olarak adlandฤฑrarak onun, sadece dahil olduฤŸu toplumun dinamiklerini ortaya koymakla beraber anlaลŸฤฑlmasฤฑnฤฑ yรถntem olarak benimsemenin zฤฑt ve gรผรง bir durum doฤŸurduฤŸunu savunur. Mehmet Kaplan; halk, divan ve yeni Tรผrk edebiyatฤฑ alanlarฤฑndaki metinlerin ilmรฎ bir ลŸekilde yayฤฑmlanmadan ve titizlikle incelenmeden Tรผrk edebiyatฤฑ tarihinin yazฤฑlmasฤฑnฤฑ mรผmkรผn gรถrmezken ร–mer Faruk Akรผn, edebiyat tarihi yazarฤฑnฤฑn tรผm bu malzemelerin รถnรผne hazฤฑr olarak gelmesini beklememesi ve kolaya kaรงmadan รถzveriyle araลŸtฤฑrmasฤฑnฤฑ parรงa hรขlinde bฤฑrakmadan bรผtรผne ulaลŸtฤฑrmasฤฑ gerektiฤŸini savunur. Parรงadan bรผtรผne gitme konusunda Lanson ile aynฤฑ dรผลŸรผncelere sahip olan Kรถprรผlรผ ise bir edebiyat eserinin edebiyat tarihรงisi รผzerinde bฤฑraktฤฑฤŸฤฑ etkinin, eserin yayฤฑmlandฤฑฤŸฤฑ ilk gรผnden bu yana sayฤฑsฤฑz kabullere ve duygulara eklenip โ€œahenkli bir kรผlโ€ meydana getirdiฤŸini sรถyleyerek edebiyat tarihi yazฤฑmฤฑnฤฑn felsefesini ortaya koyar.

MeลŸrutiyet’in Gรถlgesinde Bir Kimlik Fragmanฤฑ: “Cer Hocasฤฑ” | Samet Polat

Refik Halid Karayโ€™ฤฑn Memleket Hikรขyeleri yapฤฑtฤฑnda yer alan “Cer Hocasฤฑ”, 1908 Devrimi’nin ardฤฑndan yaลŸanan idari tasfiyelerin birey รผzerindeki yฤฑkฤฑcฤฑ etkisini “taklit” ve “hayatta kalma” performansฤฑ รผzerinden kurgular. Hikรขyenin kahramanฤฑ Asฤฑm, Mรผlkiye mezunu, saray รงevresine mensup, ฤฐstanbulโ€™un nezaket ve refahฤฑyla yoฤŸrulmuลŸ bir karakterdir. Ancak siyasi rรผzgรขrฤฑn tersine dรถnmesiyle beraber, Asฤฑmโ€™ฤฑn sosyal statรผsรผ saniyeler iรงinde buharlaลŸฤฑr. Karayโ€™ฤฑn realizmi devreye girer: Asฤฑm, aรงlฤฑktan kurtulmak iรงin en iyi bildiฤŸi ลŸeyi yapar; “รถteki” olmayฤฑ taklit eder.

I. MฤฐMESฤฐS VE PERFORMANS: DฤฐNฤฐN ARAร‡SALLAลžTIRILMASI

Asฤฑmโ€™ฤฑn Pฤฑnarlฤฑ kรถyรผne gidiลŸi ruhani arayฤฑลŸ veya idealist รถฤŸretmenlik arzusu taลŸฤฑmaz. “Cer” geleneฤŸini, yani medrese รถฤŸrencilerinin Ramazan aylarฤฑnda kรถylere giderek vaaz vermeleri ve karลŸฤฑlฤฑฤŸฤฑnda aynรฎ veya nakdรฎ yardฤฑm almalarฤฑnฤฑ kamuflaj olarak kullanฤฑr. Burada karลŸฤฑmฤฑza รงฤฑkan en รงarpฤฑcฤฑ unsur, Asฤฑmโ€™ฤฑn dinรฎ kimliฤŸinin tamamen “mimesis” (taklit) รผrรผnรผ olmasฤฑdฤฑr.

Mรผlkiye terbiyesi almฤฑลŸ olan kahramanฤฑmฤฑz teolojik derinlikten yoksundur. Fakat ฤฐstanbulโ€™un estetik ve retorik gรผcรผne sahiptir. Pฤฑnarlฤฑ kรถyรผndeki vaaz kesiti incelendiฤŸinde, kรถylรผlerin etkilenme sebebinin mesajฤฑn iรงeriฤŸi olmadฤฑฤŸฤฑ fark edilir. Onlarฤฑ cezbeden ลŸey; Asฤฑmโ€™ฤฑn “tatlฤฑ uyumlu sesi”, pรผrรผzsรผz ฤฐstanbul aฤŸzฤฑ ve o gรผne dek duymadฤฑklarฤฑ nezakettir. Asฤฑm, dini manevi sฤฑฤŸฤฑnak ลŸeklinde deฤŸil, izleyici kitlesini (kรถylรผleri) manipรผle eden profesyonel sahne performansฤฑ gibi kurgular. Karay, burada taลŸranฤฑn biรงime duyduฤŸu derin aรงlฤฑฤŸฤฑ ve kentli aydฤฑnฤฑn bu zaafฤฑ hayatta kalmak adฤฑna nasฤฑl sรถmรผrdรผฤŸรผnรผ gรถzler รถnรผne serer. Asฤฑmโ€™ฤฑn kimliฤŸi artฤฑk “รถz” olmaktan รงฤฑkmฤฑลŸ; รงevresinin beklenti ve baskฤฑlarฤฑyla biรงimlenen, deฤŸiลŸken bir maske hรขline gelmiลŸtir.

โ€‹II. TASFฤฐYENฤฐN TEKERRรœRรœ: ฤฐKTฤฐDARIN MฤฐKRO Dร–NGรœSรœ

Hikรขye, yapฤฑsal olarak iki bรผyรผk tasfiye hareketi รผzerine kuruludur. ฤฐlk tasfiye makro dรผzeyde gerรงekleลŸir: ฤฐstanbulโ€™daki yeni yรถnetim, saray baฤŸlantฤฑlarฤฑ sebebiyle Asฤฑmโ€™ฤฑ gรถrevinden uzaklaลŸtฤฑrฤฑr. Bu, merkezรฎ otoritenin kendi kadrolarฤฑnฤฑ yenileme hamlesidir. ฤฐkinci tasfiye ise mikro dรผzeyde, Pฤฑnarlฤฑ kรถyรผnde vuku bulur. Asฤฑm, kรถylรผler tarafฤฑndan o kadar benimsenir ki, kรถyรผn yaลŸlฤฑ imamฤฑ artฤฑk gereksiz gรถrรผlmeye baลŸlanฤฑr.

ฤฐstanbulโ€™da “saray artฤฑฤŸฤฑ” olarak gรถrรผldรผฤŸรผ iรงin yerinden edilen Asฤฑm, kรถyde “yaลŸlฤฑ imamฤฑ” yerinden eden “yeni gรผรง” figรผrรผne dรถnรผลŸรผr. Gรผรง mekanizmasฤฑ, mekรขn ve aktรถrler deฤŸiลŸse de aynฤฑ acฤฑmasฤฑzlฤฑkla iลŸler. YaลŸlฤฑ imamฤฑn aฤŸzฤฑndan dรถkรผlen “Bak, ben yaลŸlฤฑyฤฑm, altฤฑ รงocuฤŸum, iki karฤฑm aรง kalฤฑyor, รงoluฤŸum, รงocuฤŸum sokaฤŸa dรผลŸรผyor. Bu karda, bu kฤฑลŸta ben ne yaparฤฑm? Nereye giderim? Nasil para bulurum? Bana acฤฑ, buradan git, yerimi kapma, ekmeฤŸimi alma, beni sokakta bฤฑrakmaya sebep olma” yakarฤฑลŸฤฑ, Asฤฑmโ€™ฤฑn ฤฐstanbulโ€™da yaลŸadฤฑฤŸฤฑ travmanฤฑn kรถydeki yankฤฑsฤฑdฤฑr. Ancak Asฤฑm, sistemin hem kurbanฤฑ hem de (istemeden de olsa) failidir. Karay, iktidar mรผcadelelerinin sadece meclis salonlarฤฑnda deฤŸil, en kรผรงรผk yerleลŸim birimlerinin cami avlularฤฑnda dahi “sฤฑfฤฑr toplamlฤฑ bir oyun” (birinin kazanmasฤฑ iรงin diฤŸerinin kaybetmesi zorunluluฤŸu) ลŸeklinde iลŸlediฤŸini hissettirir.

III. DARWฤฐNCฤฐ ARENA OLARAK TAลžRA

Hikรขyeye Darwinci perspektifle yaklaลŸฤฑldฤฑฤŸฤฑnda, Pฤฑnarlฤฑ kรถyรผ huzurlu pastoral sฤฑฤŸฤฑnak gรถrรผnรผmรผnden sฤฑyrฤฑlฤฑp sert bir “doฤŸal seรงilim” alanฤฑna evrilir. Asฤฑm, baลŸlangฤฑรงta bu ekosisteme ait olmayan yabancฤฑ bir tรผrdรผr. Fakat hayatta kalma iรงgรผdรผsรผ (survival of the fittest), ona hฤฑzla uyum saฤŸlama (adaptation) yeteneฤŸi kazandฤฑrฤฑr.

Asฤฑmโ€™ฤฑn elindeki “ฤฐstanbul Tรผrkรงesi” ve “Mรผlkiye diplomasฤฑ”, bu yeni habitatta kullandฤฑฤŸฤฑ gรผรงlรผ savunma silahlarฤฑdฤฑr. Kรถy halkฤฑ, kendilerine yabancฤฑ ama รผstรผn gรถrรผnen bu “yeni tรผrรผ” (Asฤฑmโ€™ฤฑ), verimliliฤŸi azalmฤฑลŸ olan “eski tรผrรผn” (yaลŸlฤฑ imamฤฑn) yerine tercih eder. YaลŸlฤฑ imamฤฑn fiziksel รงรถkรผลŸรผ, hฤฑrฤฑltฤฑlฤฑ sesi ve รงaresizliฤŸi onun doฤŸal seรงilim sรผrecinde elendiฤŸinin iลŸaretleridir. Asฤฑm ise bu rekabeti kazanmak รผzereyken, iรงindeki son ahlaki kฤฑrฤฑntฤฑyla -ya da kรถksรผzlรผฤŸรผnรผn verdiฤŸi kaรงma dรผrtรผsรผyle- alanฤฑ terk eder. Bu kaรงฤฑลŸ, onun doฤŸadaki “avcฤฑ” rolรผnรผ reddetmesi ลŸeklinde yorumlanabilir; lakin aynฤฑ zamanda yenilgiyi kabul etmesidir.

IV. MEKร‚NIN DARALMASI VE RUHSAL Kรœร‡รœLME

Metindeki mekรขn geรงiลŸleri karakterin psikolojik haritasฤฑnฤฑ รงizer. ฤฐstanbulโ€™daki yalฤฑlar ve konaklardaki geniลŸ odalar, Asฤฑmโ€™ฤฑn geniลŸ yetkilerini ve ferah ruh hรขlini simgeler. Ancak yoksulluk baลŸladฤฑฤŸฤฑnda mekรขnlar daralmaya baลŸlar. Vezirhanฤฑโ€™ndaki tozlu, rutubetli ve kalabalฤฑk oda, Asฤฑmโ€™ฤฑn toplumsal kimliฤŸinin ilk bรผyรผk รงatlaฤŸฤฑdฤฑr.

Kรถydeki “ahฤฑrla mutfak arasฤฑndaki toprak dรถลŸeli oda” ise dip noktadฤฑr. Asฤฑmโ€™ฤฑn burada “yaralฤฑ kedi” gibi kฤฑvrฤฑlmasฤฑ, insanlฤฑk onurunun mekรขnsal olarak en dar sฤฑnฤฑra รงekilmesidir. Pฤฑnarlฤฑ kรถyรผnde gรถrdรผฤŸรผ itibar ona geรงici ferahlฤฑk saฤŸlasa da imamฤฑn hasta yataฤŸฤฑndaki itirafฤฑyla mekรขn tekrar boฤŸucu olur. Karay, Asฤฑmโ€™ฤฑn ruhsal sฤฑkฤฑลŸmฤฑลŸlฤฑฤŸฤฑnฤฑ fiziksel mekรขnlarฤฑn kฤฑsฤฑtlฤฑlฤฑฤŸฤฑyla paralel yรผrรผtรผr. Son sahnedeki kaรงฤฑลŸ, kรถyรผ ve daralan ruhsal kafesi geride bฤฑrakma รงabasฤฑdฤฑr.

โ€‹V. LฤฐNGUฤฐSTฤฐK OTORฤฐTE: DฤฐLฤฐN GรœCรœ VE ฤฐHANETฤฐ

Asฤฑmโ€™ฤฑn elindeki en bรผyรผk sermaye dildir. Medrese eฤŸitimi almamฤฑลŸ olsa dahi, ฤฐstanbul lehรงesinin getirdiฤŸi “yรผksek kรผltรผr” tฤฑnฤฑsฤฑ, kรถylรผler รผzerinde bรผyรผleyici bir otorite kurar. Dil, burada yalnฤฑzca iletiลŸim amacฤฑ taลŸฤฑmaz; aynฤฑ zamanda sฤฑnฤฑfsal aidiyeti yansฤฑtฤฑr. Kรถylรผler, Asฤฑmโ€™ฤฑ dinlerken aslฤฑnda sรถylediklerini tam anlamฤฑyla kavramazlar; onlar, kelimelerin yaydฤฑฤŸฤฑ “medeni” havaya teslim olurlar.

ร–te yandan, yaลŸlฤฑ imamฤฑn sesi “hฤฑrฤฑltฤฑ” olarak betimlenir. Geleneksel olanฤฑn dili artฤฑk iลŸlevsizleลŸmiลŸ, anlaลŸฤฑlmaz hรขle gelmiลŸ ve yฤฑpranmฤฑลŸtฤฑr. Asฤฑmโ€™ฤฑn pรผrรผzsรผz dili ise modernitenin (veya modernleลŸmeye รงalฤฑลŸan bรผrokrasinin) sahte ama etkileyici yรผzรผnรผ temsil eder. Karay, dilin nasฤฑl bir manipรผlasyon aracฤฑna dรถnรผลŸebileceฤŸini, hakikatten kopuk ama estetik aรงฤฑdan kusursuz bir vaaz รผzerinden kurgular. Asฤฑmโ€™ฤฑn sessizliฤŸi tercih ederek kรถyden ayrฤฑlmasฤฑ oynadฤฑฤŸฤฑ  dil oyununa son vermesi anlamฤฑna gelir.

โ€‹VI. DUYUSAL SEMBOLฤฐZM: KOKULAR VE SESLER

Refik Halid, atmosfer yaratma konusunda duyularฤฑ sonuna kadar kullanฤฑr. Hikรขyenin baลŸฤฑndaki Vezirhanฤฑ tasvirinde “yaฤŸ mumu, lapรงin ve heybe” kokularฤฑ okuyucunun burnuna fakirliฤŸin kesif kokusunu รงarpar. Nitelenen kokular, Asฤฑmโ€™ฤฑn geรงmiลŸindeki “lavanta ve temiz รงarลŸaf” kokulu ฤฐstanbul hayatฤฑyla taban tabana zฤฑttฤฑr.

Sesler de benzer iลŸlev gรถrรผr. Kรถy kahvesindeki derin sessizlik, Anadoluโ€™nun asฤฑrlฤฑk ataletini ve uyuลŸukluฤŸunu sembolize eder. Asฤฑmโ€™ฤฑn sesi simgesel sessizliฤŸi bozar, ona ritim katar. Fakat hikรขyenin kฤฑrฤฑlma noktasฤฑnda, imamฤฑn can รงekiลŸen hฤฑrฤฑltฤฑsฤฑ, Asฤฑmโ€™ฤฑn “estetik sesini” boฤŸar. Hฤฑrฤฑltฤฑ gerรงektir; vaaz ise kurgudur. GerรงekliฤŸin รงฤฑplak ve รงirkin sesi, kurgunun bรผyรผleyici mรผziฤŸini susturur.

โ€‹VII. Kร–KSรœZLรœK VE AYDIN YABANCILAลžMASI

Asฤฑm, Tรผrk edebiyatฤฑndaki “tutunamayanlar” silsilesinin erken bir รถntaslaฤŸฤฑdฤฑr. O, ne tam ฤฐstanbullu aristokrattฤฑr (รงรผnkรผ saraydan kovulmuลŸtur) ne de halk adamฤฑdฤฑr (รงรผnkรผ kรถylรผyรผ sadece bir seyirci kitlesi olarak gรถrรผr). Heybesinde sakladฤฑฤŸฤฑ Mรผlkiye diplomasฤฑ onun gerรงek kimliฤŸidir ancak bu kimlik o gรผnรผn ลŸartlarฤฑnda hiรงbir iลŸe yaramaz.

Asฤฑmโ€™ฤฑn dramฤฑ ait olamama durumudur. ฤฐstanbulโ€™da “yabancฤฑ” ilan edilen, kรถyde ise “sahte kahraman” olarak yaลŸamak zorunda kalan bu adam, modern bireyin kรถksรผzlรผk sancฤฑsฤฑnฤฑ temsil eder. Ramazan bittiฤŸinde dahi kรถyden gitmesine izin verilmemesi onun iรงin “รถdรผl” deฤŸil, “esaret” baลŸlangฤฑcฤฑdฤฑr. Kรถylรผlerin onu imamlฤฑk kadrosuna atama giriลŸimi, Asฤฑmโ€™ฤฑn ruhsal รถzgรผrlรผฤŸรผnรผn sonu demektir. KaรงฤฑลŸ kararฤฑ, belki de hayatฤฑndaki tek dรผrรผst eylemdir.

โ€‹VIII. SONUร‡: NEลžTERฤฐN KESTฤฐฤžฤฐ HAKฤฐKAT

Refik Halid Karay, “Cer Hocasฤฑ” ile toplumsal bir kesiti dondurup incelemeye alฤฑr. Hikรขyede ne Asฤฑm tamamen suรงludur ne de kรถylรผler tamamen gaddardฤฑr. Herkes kendi hayatta kalma savaลŸฤฑnฤฑn iรงindedir. Yazar, nesnel tavฤฑrla, insanฤฑn en temel gรผdรผlerinin (aรงlฤฑk, barฤฑnma, itibar) ahlaki deฤŸerleri nasฤฑl erittiฤŸini resmeder.

Asฤฑmโ€™ฤฑn ลŸafak vaktinde kรถyรผ terk ediลŸi arฤฑnma sahnesi olarak gรถrรผlebilir. Arkasฤฑnda bฤฑraktฤฑฤŸฤฑ otuz mecidiye, vicdan azabฤฑnฤฑn bedelidir. Ancak bu bedel, yerinden edilen yaลŸlฤฑ imamฤฑn hayatฤฑnฤฑ geri getirmeyecektir. Karayโ€™ฤฑn kaleminde “Cer Hocasฤฑ”, insanฤฑn iรงindeki karanlฤฑk รงatฤฑลŸmanฤฑn -ego ile vicdan, sahtelik ile hakikat arasฤฑndaki uรงurumun- sessiz ve etkileyici vesikasฤฑdฤฑr. Birey, sistemin diลŸlileri arasฤฑnda ezilse de bazen tek รงฤฑkฤฑลŸ yolunu hiรงlikte veya yolculukta bulur. Asฤฑmโ€™ฤฑn karlฤฑ yollara vurduฤŸu her adฤฑm, aslฤฑnda sahte kimliฤŸinden uzaklaลŸma รงabasฤฑdฤฑr.

Bu sitede sunulan metin, fotoฤŸraf ve benzeri tรผm materyaller, yazarฤฑnฤฑn รถzgรผn รงalฤฑลŸmasฤฑ ve mรผlkiyetindedir; bu sebeple sahibinden yazฤฑlฤฑ onay alฤฑnmadan baลŸka bir mecrada bรผtรผnรผyle yayฤฑmlanmasฤฑ veya kullanฤฑlmasฤฑ mรผmkรผn deฤŸildir. ฤฐรงeriklerden bir bรถlรผmรผn alฤฑntฤฑlanmasฤฑ ise yalnฤฑzca, kaynaฤŸฤฑn aรงฤฑkรงa belirtilmesi ve orijinal sayfaya aktif bir internet baฤŸlantฤฑsฤฑ (link) verilmesi koลŸuluyla mรผmkรผndรผr. Kaynak gรถsterilmeksizin yapฤฑlan her tรผrlรผ alฤฑntฤฑ, izinsiz kullanฤฑm olarak kabul edilir ve yapฤฑlan alฤฑntฤฑlarฤฑn eserin bรผtรผnรผnรผn yerini tutacak kapsamda olmamasฤฑna dikkat edilmelidir.

“Emre ฤฐtaatsizlik” ลŸiiri, Kaygusuz dergisi 2. sayฤฑda

"Emre ฤฐtaatsizlik" ลŸiiri Kaygusuz dergisi 2. sayฤฑda | Samet Polat

“Ya Da Ne Bileyim” ลŸiiri, AลŸkar dergisi 40. sayฤฑda

Ya Da Ne Bileyim, Samet Polat
Samet Polat, Ya Da Ne Bileyim
AลŸkar Dergisi 40. Sayฤฑ
Kasฤฑm 2016, AลŸkar 40. Sayฤฑ

“Petek Tanrฤฑlarฤฑ” ลŸiiri, Nordik dergisi 9. sayฤฑda | Samet Polat

Nordik Dergisi 9. Sayฤฑ

Nordik 9 ร‡ฤฑktฤฑ

“Tetanos ve ฤฐntikam” ลŸiiri, Parende dergisi 16. sayฤฑda | Samet Polat

"Tetanos ve ฤฐntikam" ลžiiri Parende Dergisi'nde
Eylรผl-Ekim 2016

Parende Dergisi 16. Sayฤฑ ร‡ฤฑktฤฑ

Halid Ziya UลŸaklฤฑgil’in Bilinmeyen Bir Kitabฤฑ: ฤฐlm-i Sรฎma

Roman ve hikayeleriyle hafฤฑzamฤฑzda yer edinen Halid Ziya UลŸaklฤฑgil’in 1894’te yayฤฑnladฤฑฤŸฤฑ ve ลŸimdilerde Bรผyรผyen Ay Yayฤฑnlarฤฑ tarafฤฑndan ilk defa gรผnรผmรผz Tรผrkรงesine aktarฤฑlan kitabฤฑ โ€œฤฐlm-i Sรฎmaโ€ dฤฑลŸ gรถrรผnรผลŸten ve fiziki รถzelliklerden bir iรง okumasฤฑ yapmaya รงaฤŸฤฑrฤฑyor okurlarฤฑnฤฑ.

Sรฎma ilmi, Allah’ฤฑn beลŸerlere dokuduฤŸu saklฤฑ halleri ortaya รงฤฑkarma giriลŸimidir.                 

Halid Ziya, kitabฤฑn baลŸlangฤฑcฤฑnda insan รงehresinin dฤฑลŸarฤฑya muhtelif ลŸekillerde aksettiฤŸinin altฤฑnฤฑ รงizmiลŸtir. Sรฎma ilminin, ruh hallerindeki deฤŸiลŸimlerle รงehrede ne tรผr belirtiler meydana getirdiฤŸini anlamaya รงalฤฑลŸmanฤฑn bilgisini edinmekte bir yรถntem olduฤŸunu izah etmiลŸtir.

Hipokrat, Aristoteles, Marcus Aurelius, Montaigne gibi isimlere atฤฑfta bulunarak, sรฎma ilminin faydalarฤฑnฤฑ ve gerekliliฤŸine olan inancฤฑnฤฑ dile getiriyor. Daha sonrasฤฑnda bu ilmi bรผyรผk bir maharetle uygulamฤฑลŸ olan Kaspar Lavater adฤฑndaki ฤฐsviรงreli filozofa yoฤŸunlaลŸan UลŸaklฤฑgil; Lavater’in kendi dรถnemindeki insanlarฤฑn sรฎmalarฤฑna bakฤฑp onlarฤฑ nasฤฑl isabetli tespitlerde bulunarak keลŸfettiฤŸini misaller vererek gรถzler รถnรผne seriyor.

ฤฐnsan, รถncelikle kendi nefsini tanฤฑmalฤฑdฤฑr.

Halid Ziya, Lavater’in bir sรถzรผnden yola รงฤฑkarak ลŸu hususu belirtmiลŸtir: “ฤฐnsanlar ancak kendi nefsinin mevcudiyetindeki durumlarฤฑ ortaya รงฤฑkarฤฑp fikir sahibi olarak baลŸkalarฤฑnฤฑn sรฎmalarฤฑ hakkฤฑnda hรผkรผmler verebilir.”

Ayrฤฑca bu ilim sayesinde muhataplarฤฑmฤฑzฤฑn riyalarฤฑnฤฑ tespit ederek kendimizi koruma altฤฑna alabileceฤŸimiz vurgulanmฤฑลŸtฤฑr.

Tรผm bu izahlarla beraber Halid Ziya, sรฎma ilminden kesin beklentiler duyulmamasฤฑ gerektiฤŸini, bu iลŸin insan รงehresindeki iz ve iลŸaretlerin aslฤฑnda onun hangi ruhani durumda olduฤŸuna tekabรผl ettiฤŸini belirleme รงabasฤฑ olduฤŸunu sรถylemiลŸtir. Allah’ฤฑn yaradฤฑlฤฑลŸta bahลŸettiฤŸi bu kabiliyeti ilim รงerรงevesinde dรผลŸรผnerek hareket etmek aslรฎ dรผลŸรผncemiz olarak vurgulanฤฑr.

Bu anlatฤฑlanlardan sonra insan yรผzรผnรผ oluลŸturan unsurlara deฤŸinilmiลŸ ve maddeler halinde sฤฑralanarak bu unsurlarฤฑn ลŸekil ve ลŸemaillerine gรถre karakter tayini yapฤฑlmฤฑลŸtฤฑr.    

Gรถzler, Allah’ฤฑn bรผtรผn duygulara bir ayna olmak รผzere yarattฤฑฤŸฤฑ tercรผmandฤฑr.              

Gรถzlerin, karakter tahlilinde bรผyรผk rol oynadฤฑฤŸฤฑnฤฑ belirten UลŸaklฤฑgil, Lavater’in gรถz rengi ve yapฤฑlarฤฑna gรถre keลŸfetme bilgisini maddeler halinde sฤฑralamฤฑลŸ ve bunlara da ilaveler yapmฤฑลŸtฤฑr. ร–zellikle gรถz bahsinde ilginรง รงฤฑkarฤฑmlar dikkat รงekmektedir. Kรผรงรผk, yuvarlak ve hareketli gรถzleri olanlarฤฑn hฤฑrsฤฑzlฤฑฤŸa meylinin yรผksek olduฤŸunu sรถyleyerek bu kiลŸilerden sakฤฑnmamฤฑz tavsiyesinde bulunmuลŸtur.

Kitabฤฑn son kฤฑsmฤฑnda, รถnceki maddelere bir ek olarak รถzel karakter sahiplerinde olmasฤฑ beklenen bazฤฑ รถzellikler anlatฤฑlmฤฑลŸtฤฑr. Halid Ziya, kitabฤฑn bitiminde ise sakฤฑnmamฤฑz gereken kiลŸilerden sรถz eder. Bunlardan birkaรงฤฑnฤฑ sฤฑralayalฤฑm:                                              

  • Ufak yรผzlerde bรผyรผk gรถz bulunan kฤฑsa ve zayฤฑf insanlardan sakฤฑnฤฑnฤฑz.  
  • Donuk ve doฤŸal olmayan gรถzler, siyah saรงlฤฑ ve kฤฑvrฤฑk burunlu insanlarฤฑn hilekรขr olduฤŸundan emin olunuz.
  • Yรผzรผnde sizce tabiรฎ olmayan bir hal olup da รถzellikle รผzรผntรผ zamanฤฑnda ortaya รงฤฑkan insanlarla dostluk etmeyiniz.

Bu รถnemli kitaba, Yusuf Halis’in  Lavater’den รงevirdiฤŸi Kฤฑyafetnรขme-i Cedรฎde eserindeki yรผz hallerini anlatan resimler eklenmiลŸ, bรถylece anlatฤฑlanlarla bรผsbรผtรผn bir ahenk saฤŸlanmฤฑลŸtฤฑr.

 

Samet Polat Kรผtรผphanesi
ฤฐlm-i Sรฎma
Kitaptan Gรถrseller

“KuลŸanmak” ลŸiiri, AลŸkar dergisi 37. sayฤฑda

"KuลŸanmak" ลŸiiri, AลŸkar dergisi 37. sayฤฑda | Samet Polat